29 Mayıs 2009 Cuma

2 belki 3 sene sonra

Bayağıdır yazmıyordum bloga.sanırım yeni kurulan grubumla haberleşip karar almak için açtığım dipğer blog buraya yazma isteğimi kaçırdı.ama az önce saçma sapan başkalarının bloglarında gezinirken yeni şeyler yazmak istediğimi fark ettim.Aslında belki de başkalrının yazdıklarını okumak kendim hakkında yazmaktan daha zevkli.çünkü sürekli yeni insanlar tanımaktan hoşlanan ben bu amacıma kimseyi rahatsız etmeden böylece ulaşabiliyorum.Fakat şunu da fark ettim ki ben de yazmazsam burayı okumaktan zevk alanlar ne okuyacak ?

GErçekçi olmak gerekirse bir ara rast gele benim blogumu okuma ihtimali olan insanları düşününce acaba ingilizce yazsam da bu ortak dili bilen herkes kullansamı dedim ama dürüst olmam gerekirse cesaret edemedim buna.aynı cümleler aynı bağlaçların olduğu ifade yeteneğinin palangalarla büküldüğü bir yazı sunmak istemedim insanlara.

başlığa gelince...Birisi vardı hayatımdan ve çok zor çıkarabildim hayatımdan,ama bayadır çıkarmış,etrafımdan silmiştim onu.bunu yapabilmekte ki temel başarımda sanırım benim ona karşı hala hissettiğim yakınlığın artık beraber olmasak bile onun tarafından hiç karşılık bulmadığını zannetmem ya da fark etmemdi.Ama bugün, seneler sonra bana bu kadar sıkı sarılıp,benim onu gerçekten içten kutlayışımı anlayıp, bunu samimiyetime ve gerçekten onun için sevinmeme yorup, sonra da aynı içtenlikle karşılık vermesi çok mutlu etti beni.Hani kendi kendime dedim ki ,eski çiftler acaba herşey bittikten sonra bile dost olabilirler mi ? Bir anlık bu heyecan; geçmişi tekrar paylaşabilmenin ve o eksik sayfaların,artık konuşulmamak üzere karşılıklı ama birbirinden habersiz olarak verilmiş sözlerin tekrar gün yüzüne çıkabilme ihtimali hoşuma gitti. Sanki o an ,canım sıkıldığında gayet arayıp ne yapıyorsun sinemaya gdelim mi ya da dışarı çıkıp dolaşalım mı dediğimde bundan rahatsız olmayıp,beni de yanlış anlamayacak bir dostumu kazanmış gibi hissettim.Dost olmalk zorunda da değiliz aslında,sonuçta paylaşabilceğin zaman gittikçe yok olunca dostluğa uzanan köprü de sanırım yıkılıp gidiyor.Ama bunda bizlerinde suçu yok değil.

Mesela bugun,tüm bunlardan sonra gidip güzelce yanına oturup onunla konuşup eskisi gibi güzel vakit geçirebilir,zamanı geldiğinde de kalkıp dersimi çalışabilirdim.Cok geç dank etti kafama,eve geldikten sonra.neden yanına oturup onun bana belki farkında bile olmadangösterdiği bu şinsani sıçaklığa daha güzel şekilde karşılık veremedim ki?neydi beni engelleyen.sanırım yanlış anlaşılmaktan korktum.bilemiyorum.

Neyse ki ona da dediğim şekliyle çekirdek tayfa olarak bir arada toplanıp en güzel yemekleri evimde vereceğim davette yer ve en guzel anları geçirirebiliriz de,güzel bir veda etmiş oluruz birbirimize.iyi ki akıl edip de bu yemek işini ortaya atmışım.zira orda gösterdiğim tutukluğa ve soğukluğa pişmanım çok

22 Mart 2009 Pazar

koku

birileri vardı hayatımda ve de onların kokuları..
ne yazık ki zaten kokuya hassas olduğum için unutamadım o kokuları
şimdi biryerlerden esen rüzgar daima burnumun ucunu okşuyor o kokularla
bilemedim aklımda kalan kokular mı yoksa kokuların sahibimi
sahiplere ait anılar mı kokulara ait anlar mı
ve alıştıramadım kendimi her seferinde dönüp acaba mı diye bakmaya
her ne kadar o anda orda olmaları imkansız olsa da ,o an o kokunun sadece onlara ait olduğunu zannediyorum anlık olarak
ve uzak tutmak istemiyorum kendimi bu histen
belki olur da dünyaya ait tek algım burnum kalır da, ihtiyacım olanları belki sadece burnum yardımıyla bulabilirim diye

richard william wright


kimisi anmak için ölüm yıldönü, doğum günü gibi saçma sapan ve herkese önceden defalarca hatırlatma yapıldığı anları bekler ama ben seni şu anda anıyorum.seni görmeye en yakın olduğum o ağustos gününde neden hollanda da olup da ingiltere de olmadığımın hesabını kendime sorarak defalarca ya da neden en azında hollandadayken bile tüm bu olandan bitenden günler önce haberim olmadığının hesabını...en azından gişedeki o kadına defalarca yalvarıp ayakta izlememe izin vermesini sağlayabilirdim tüm şovu.gene de demek kiçok gençmişim hissettiğimi zannettiğim tüm o duyguları gerçekten hissedilmke için.
huzur içinde uyu

hiç düşünmemiş olmalıyız

hiç düşündünüz mü?
- yapmak istediklerimizi yapamamızın
- tanışmak istediklerimizle tanışamamızın

- kusmak istediğimizde kusamamızın
-kumak istemediğimizde kumamızın
nefretimizi

-merhamet dilediğimzde bulamamamızın
-bulduğumzuda doyamadığımızın

-bizi biz yapan anne ve babamızı seçme şansımızın olmayışının
-istesem bile onları seçemeyişimizin
-baba modelimizle hiç tanışamayaşımızın
-ve onu bilgisayarından görsek bile bir ebeveyn kadar benimseyişimizin
-bizim de tanımadığımız bu ebeveynler gibi olmak isteyişimiz

-çalmak istesek bile çalamayışımızın piyanoyu

ve bu ve buun gibi hayallerin ve isteklerin
ve bir tutam içkinin
ve bir yudum zevk veren yabancı maddenin

......bizde yarattığı,bize kazandırdığı ve bizden götürdüklerini

ve şu an aşık olduğımuz ama ilerde aşık olamayacığımız ve asla ulaşamayacağımız o kişiyi

19 Ocak 2009 Pazartesi

belliydi böyle olacağı

aynı anda parçalanan iki hayattan birisi aryılıktan sonra diğerine göre daha çok yıprandığını,artık asla eskisi gibi olamayacağını,hayatını düzene koyamayacağını,öpmekten,cinsellikten hatta karşı cinsten bile tiksindiğini iddia edince,
,,,,,evlenmeyeceğini, sevgilisi olmayacağını ve bunun gibi daha bir çok travma öncesi ve travma sonrası saçma düşünceleri gereksiz acındırma yöntemleriyle harmanlayıp,karşısındakinin de acı çekmesini sağlamak,belki karşısındakinden yediği kazığı ona geri sokabilmek ya da hala karşısındakini sevdiği için başına bunların geleceğine gerçekten inanması ve ona aksi söylendiğinde ,bu duruma tamamen karşı çıkması,,
hem bana bir kez daha ben sana dememiş miydim dedirtiyor hem de havva ya da lilith'den bile önce aldıklarına inandığım genlerin, evrimin hangi safhasında hangi orangutan öncesi tek hücreli canlıya ait olduğunu düşündürtüyor bana.ve düşündükçe çıldırıyorum.

biz size dememiş miydik,yaparsınız yaparsınız çatır çutur devam edersiniz hayatınıza.sizde bu göt sizde bu kuyruk sallama yeteneği olunca hem tükürdüğünüzü yalarsınız hem de bizlere bile yalatırsınız.noldu o göz yaşları,noldu nefessiz kalan dudaklar,ses tellerine çarpamayan,çıkamayan kelimeler,noldu boğazda düğümlenen dışa akmayan ama içi ıslatan göz yaşları? hepsi yok oldu.biz demiştik yok olcak diye zaten size.aranın aranın,bulmussunuz işte,bulamayanlarınız da arasın,yapsın ama zorunda kaldım desin. siz varya siz çok iyisiniz çok.biz dememiş miydik size yaparsınız diye.

13 Ocak 2009 Salı

hava alanı

düşünsenize 1-2 saat önce eşiniz anne babasıyla kavga etmiş.sizin zorunuzla hava alanına gidip onlarla arasını düzeltmeden ayrılmamaya karar vermiş.siz ona sadece bir şans öpücüğü verip havaalanının içinde uçağını bekleyen bir yolcu gibi dolanıyorsunuz.içerdeki gloriadan bir kahve alıp,büfelerdeki magazinlere bakıyorsunuz ve omuzunuzda da giyiminize hiç uymayan ama eşinizin size zorla verdiği bir bayan çantası var.uçağın kalkış anonsu yapıldıktan sonra eşinizi tek başınıza bir banka oturup inen kalkan uçaklara bakarken görüyorsunuz.hiç tepki vermeden yanına gidip oturunca,aradan 5-10 saniye geçmesini bekliyorsunuz ve o ana kadar eşinizin fark etmediği ama onun yanına gitmeden önce almış olduğunuz çikolata ve vanilya soslu kahveyi tek bir söz bile söylemeden veriyorsunuz.o içinden bir yudum aldıktan sonra size dönüp bakıyor ve o günkü en güzel gülüşünü minnettarca size hediye ediyor.belli ki arasını düzeltmiş.iyi ki onu bu konuşmayı yapmaya zorlamışsınız.

Müneccim boku diyesicesi seni

(http://resimler.haberler.com/haber/383/ab-fal-kriteri-getirdi_o.jpg)
Sanırım benim yapmayı sevmediğim bayram ziyareti silsilelerinden birisiydi.Bu son bayramda -ki kendisi erkek çoçularının kesilmemesi için başka canlıların kesilmesine göz yuman bir bayram- ortanca teyzemin ziyaretine gitmiştik. Teyzem kapıyı açar açmaz üstüme koşup,80lik halamın yaptığı gibi her yerimi öpmek uğruna yalamıştı.kendimi kanişi tarafından sevilen bir kaniş sahibesi gibi hissetmiştim.teyzemin ve benim cüssem karşılaştırılınca bu benzetme daha dakomik oluyor :)

sonra ben patavatsız olduğum için,
-"ne bu be,nerden çıktı,hamile misin sen yoksa" demiştim.
teyzem bana garip gelen bir ses tonuyla "nerde olum,keşke" deyince de,"hamilesin sen fark etmemişsin daha" demiştim ve muhabbet kapanmıştı.
şimdi öğrendim ki, teyzem ailedeki diğer kadınlar gibi yağan karın neden sulu yağıdığını bile kafaya takıp uyuyamayanlardan olduğu için erken menopoza girmiş.aylar önce.ve doktor hiç uğraşmayın boşuna demiş.teyzemin bana verdiği o buruk cevap meğer o yüzdenmiş.
ama üzülmesine gerek kalmadı zira demin şans eseri öğrenmiş ki hamile kendisi.
Bu durumda itina ile kayfe falınıza bakar,alnınıza koyduğum bir avucumla 3 külhu 1 elham çaktım mı yıldızınızı bile yükseltir,evde kalmışlara koca,karı dırdırı çekenlere dilsiz karı sadece 1 muska yardımıyla bulunur.üstelik 3 muska yaptırana 1 muska benden.
ha kel olsam kafama sürer miyim? Benim dedem bile daha saçını boyamaya başlamadı be,dayılarımında benden çok saçları var. ;) Anadın sen onu !

23 Aralık 2008 Salı

sabahtan akşama kadar gözden uzak kaldım
farkında değildim bana ne olduğunun
daha sağ idim,güç bela ayakta kalabilmiştim
kısacası,yırtmıştım

bir ses duyacaksınız
ağzımdan çıkan
çok zaman geçirdim
tersyüz edilmiş halde
tenim soğuktur
insan dokunuşlarına
bu kanayan kalp
atmıyor yeterince

mırıldandım sessizlik yeminini ve şimdi
duyamıyorum sesli düşünsem bile
ışıkla söndürüldüm,geceyi yakıyorum
bürünüyorum onun karanlığına boş bir gülümseme ile

sürünüyorum gerisin geri yaşama
sinir sistemim tamamen altüst
tersyüz oluyorum

ona bir bakın şimdi
daha solgun nedense
fakat kendine geliyor
tıkanmaya başladı
çok uzun süre geçti konuşmayalı
benim ağzımdan çıkan sözcükleri pekala duyabilir

ve bu sözcüklerle görebiliyorum
net olarak ardından beni saran bulutların
biraz zaman tanıyın,sonra söylerim adımı
şimdi duyabiliyoruz kendimizi yeniden

dayanıyorum
güne
tüm bulutlar
rüzgarla sürüklenip gitmişken
seninleyim şimdi
söyleyebiliyorum adını
şimdi duyabiliyoruz
kendimizi yeniden

kıvrılmış bir köşeye
fakat hala tireşiyor ekran
sonu gelmeyen bir çöp akışı ile
lanetlemek için bu yeri
rastlantısal görüntüler denizinde
kendini yok edici hayvan
bekliyor dalgaların kırılmasını

duruyor eşikte
ateşli bir öfkeye kapılmış
ve cehenneme fırlatılmış olarak o
lanetleyecek bu yeri
çılgın gibi saldırıyor dört bir yana ve hala titreşiyor ekran
bekliyor alevlerin sönmesini

1 Aralık 2008 Pazartesi

kendimi beceriksiz,ahmak ve kendi hayatının kontrolünü tamamen kaybetmişi biri gibi hissediyorum.önceden reddettiğim herşeyi şu an küçük düşme uğruna bile olsa kabul edebilirim sanki.siz bilmiyorsunuz ama şu an karşımda biri var dursun da bana cevap versin diye bekliyorum ama o cevap verebileceğini söylese bile pek sallamıyor.kısa bir tabii ve arkasından gelen uzun süreli sessizlik içinde öylece bekliyorum.aslında haklı bunu yapmakta ama ne bileyim sanki bunu yapacak biri değil gibiydi.