17 Ağustos 2009 Pazartesi

son konuşma

-neden bunu yaptın?
-neyi yaptım

-neden bana yardım etmeye çalışıyorsun?
-illa bir nedeni olması gerekmiyor,sadece sana yardım etmek istedim
-neden böyle yaptığını anlamıyorum
-ne yapıyorum ki ben?

-neden tam seni hayatımdan çıkarmışken,tekrar hayatıma girmeye çalışıyorsun
-ben hayatına girmeye çalışmıyorum ama,sadece yardım etmek istemiştim
-yani benim mutluluğum için kendi mutluluğundan vazgeçmeye hazır mısın?
-evet bunu yapabilirim
-ne kadar saçma,neden kendin için mutlu olmaya çalışmıyorsun ki?
-çünkü ben bohem bir insanım ve bohem bir şekilde yaşamaktan zevk alıyorum,kendim üzülerek başkalarını ve özellikle sevdiklerimi mutlu etmek hoşuma gidiyor

-yani benim mutluluğum için kendinden bile vazgeçebilirsin?
-bak,benim içim kapkara ve ben bu karanlıktan oldukça mennunum.evet senin için kendi hayatımdan vazgeçebilirim.sadece senin mutlu olacağını bilmeliyim ama.çünkü ben asla mutlu olamayacağım.bu sadece benim.ayrıca benim için karanlık bir nevi mutluluk demek.kısacası benim için huzur beyaz değil siyah.ve biliyorum sen bu özelliğimi sevmiyosrun.ama siyah mutlu ediyor beni,senin için yaptığım herşey bana siyahı anlatıyor,ve ben siyaha ulaşıyorum ve böylece sana ulaşmış oluyorum.evet sen bunu bilmiyorsun ama benim için sen siyahsın ve siyah bana sürekli seni hatırlatıyor.işte bu yüzden senin için vazgeçebilirim.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

gelirim tabii o saatte seni havalimanına bırakmak için, son birkez daha sarılmak için sana,çünkü bu yetmedi bana.
ne kadar güzelmiş değil mi anılarımız.
şarabı da senin için aldım evet ve sana da söyledim bunu.ve ayrıca eskinin ne kadar güzel olduğunu ,ne kadar eğlendiğimizi.sen de kabul ettin.Hatırladın mı?
arkandan baktım her zamanki gibi,ama sen bakmadın.neden vurdun elini beline pişman olmuşcasına, giderken.
senin odanda kalıyorum hiç düşündün mü acaba önceden ya da şimdi "neden"?ya da düşünecek misin sonradan?
daha neler yaparım ki senin için?
bu akşam gelmem ama sanırsam. özür dilerim ama gelemem.
ama beklerim seni,
tekrar gideceğini bilsem de,
ne kadar güzeldi konuşmak
niye bu kadar güzeldi.
evet şu anda birine ihtiyacım var sanırsam
sadece konuşmak için
peki ya çakmağımı bilerek mi aldın,
dakikalarca yakmaya çalıştığımız
ve üzerinde konuştuğumuz çakmağı
sonra güldüğümüz
birlikte yakmaya çalışıp yakamadığımız
ama senin yakabildiğin
lütfen bilerek almış ol
belki de tek ihtiyacım olandır,
benden gizlice aldığın bu çakmağın
senin yanında olması

22 Temmuz 2009 Çarşamba

öss ve şampiyonları

geçenlerde internette haberleri okurken rastladım bu senenin öss şampiyonlarına..her biri birbirinden zeki ve daha da önemlisi çalışkan valla ,belli maşallah çocuklara .nerden mi belli ? çünkü adamların öyle tipleri var ki,görseniz beyinleri burun deliklerinden akmış ve oracıkta dudaklarının üstünde kurumuş da bıyık olmuş dersiniz.hade erkeklerre bıyık yakışabilir ama o kızların hali ne öyle yahu?
ben yeni bir teori atıcağım ortaya ve iddia edeceğim ki ,ders çalışmak insanı çirkinleştiriyor.beyin çok aktif olduğu için dış görünüşü güzelleştirmeye vakit bulamıyor.o yüzden odtü'de ki zeki ama daha da önemlisi çalışkan bayan arkadaşlarımızın diğer okuldaki hemcinslerin göre sahip oldukları kötü istatistiksel veri de burdan kaynaklanıyor olsa gerek.

walla umarım kızım olmaz.çünkü eğer kızım olursa okutmayacağım.sırf çirkin olmasın diye.evet çok şekilciyim haklısınız ama çağımızda ambalaj herşey.içindekiler kısmını kim okuyor ki?

oopps! bloga bir haller olmuş değil mi?

afiyet olsun efendim.
her ne kadar açık renkler koyu renkli arka plana göre daha fazla enerji harcasa bile sanırım çevre duyarlılığı konusunda bu bilgiyi görmezden geleceğim.
ben çok beğendim umarım siz de beğenirsiniz.
bloguma yaz geldi..

Leonard Cohen


ilk defa dikkatimi yeni çıkan "live in london " dvdsi ile çekmişti cohen.sonra tabii ki dvdyi almadan önce internetten indirip deneme dinlemesini yaptım.ve bayağı beğendim.hatta neden bu kadar genç keşfettiğimi sorarak kızdım kendime.bence tam bir uzun yol şarkıcısı cohen.arabanla yolda giderken sessiz sakin dinleyip bir elinde de çayını yudumlayarak sakin sakin sürüceksin arabanı.ha tabii yanında bir de hayat arkadaşın olsa hiç fena olmaz.neden mi? neden bilemedim ama bu adamı her dinlediğimde hep bir kız arkadaş hayali beliriyor kafamda.sanırım o yüzden :) belki kendisini ve tarzını kafamda etiketlerken,tutup bob dylan ve joan baez'in yanı başına koyduğum içindir.zaten hepsi halk ozanı değil mi? ha burda şunu sormak da lazım.bizim halk ozanımız kim? aşık veysel,deli nezihi,şapşal şinasi falan..te allahım...neyse

daha önemlisi şu soruya gerçek bir cevap bulabilmek isterdim:acaba neden ben her cohen dinleyişimde ağlamak istiyorum.o kadar da hüzünlü değil şarkıları.anal sexten falan bahsediyor ama ben adama bakıp ağlamak istiyorum işteçsanırım o kadar yaşlı olmasına rağmen hala sahnede olması ve o hafif seken ve aksak çalışan bedeniyle enstrümanların hızına uymaya çalışmadan sakin sakin kendince dans etmesi yüzünden.bir de şarkı sırasında cohen susup,sırayı solo atacak ya da arayı dolduracak müzisyen arkadaşlarına bıraktığında onlara öyle bir bakış atıyor ki her seferinde...umarım konserine gittiğimde aynı bakışı bana da atar..

ha evet az önce konserine gitme kararı aldım..sanırım 1-2 ya 4-7 ağustos tarihleri arasında bi zaamanda.istanbul harbiye açık havada.ama kesinlikle 3 ağustosta değil..

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Hi ,Emre !

msn gün içinde en çok kullandığımız internet hedesi ya,ve de bizler cok mesgul insanlarız ya...
işte o yüzden gün içinde bilmem kaç kere msn e girip ,maillerimi kontrol etme gibi bi takıntım var.ama hotmail hesabıma her girdiğimde ,o ana sayfada çıkan Hi,Emre! mesajı beni benden alıyor.
tamam tanınmak ve kendi isminle hitap edilmek insanı özel hissettirabilir ama o her merhabadan sonra ben de bir merhaba demek istiyorum ama kime,neye.
kısacası uyuz oluyorum.ulan sen kimsinde bana sürekli hi ,emre diyorsun.bi de cumhurbaşkanı falan olduğunu düşünsene.herkes sana cumhurbaşkanım,reisim falan diyor ama bilmem nettimin interneti Hi,abdullah diyor sana.şaka gibi .hiç saygı,hürmet yok bu internet aleminde...
hi,Bill...

22 Haziran 2009 Pazartesi

cemcük zihniyetli okulum

türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinde okuyoruz.aman tanrım burdaki insanlar sadece beyin.kafalarının içindeki nöronlar sıradan insanlarınkine oranla %100 daha hızlı çalışıp,birbiriyle %150 daha fazla bağ kurup bir ağ oluşturmuşlar.owwwww.
ama bu okulu her nekadar diğer üniversitelerden daha üstün olsa bile gene de bok götürüyor.mesela bilkentte kullanılan ders seçme programı neden bizde kullanılmıyor? bir ders aldığın zaman haftalık plan üzerinde hangi derslerle çakıştığını görebiliyorsun.ama yok amcamlar bizim zihnimizi sürekli çalışır durumda bırakmak için, böyle günümüzün çağdaş fırsatlarının ve teknolojilerini kullanmak istemiyorlar.ya da okulda olan bir olayı ,okul içindeki herkesin mailllerine yollamaktansa kendi resmi sitelerine bile kkoymuyorlar.

ha peki not olaylarına gelince? bizden her otta bokta tahahhüt isteyen,mesela sınava girmediğin ya da uyuya kaldığın zaman senden rapor ibrazı bekleyen,üstelik bulduğun rapor -Güvenilir- değilse,bu sorğulamayı kendi kafalarında yapıp buna karar verip raporunu kabul etmeyen okulum,kendi sikik beyanlarına neden uymuyor.saygınlığını nedne böyle çöğe atıyor.çünkü saygınlığını çöpe falan atmyor.sizler bizler,ne değişecek abi boşver dedikçe bunlar işin bokunu çıkarıp bizim suratımıza sıvıyor.
konu ne mi ?
The Grades will be announced on 22.06.2009 at 12:00.
konu bu ?
peki şu an saat 12:24
ben noytumu öğrendim mi ?
hayır .peki ne dediler?
The Grades will be announced on 22.06.2009 at 12:00.
saat kaç 12.24!
sen üniversitesin be ayıp be..
madem yetiştiremiyorsun.o zaman deme bunu ?

17 Haziran 2009 Çarşamba

İnsan hissedermiş

çoğu zaman kan bağı yüzünden yürütülmek zorunda olan akrabalık ilişkilerinin gereksiz ve zorlama olduğunu söyleyip,kan bağım olmasa da, etrafımda bana akrabalarımdan çok daha yakın olan "gerçek akrabalarımın" varlığından bahsetmişimdir.
ama 16 haziran'ı 17sine bağlayan gece içtiğim biralara 3 tane de fondip eklenince, gecenin bir yarısında pat diye uyandım, bütün bir gece boyunca sanırım hayatımda ilk defa gece 2:30 dan sonra uyuyamadım ve uyumak adına kitap okusam bile ,okumalarım işe yaramadı ve ben yarım bıraktığım 2 kitabımı da bir gecede bitirdim.
Ama işin ilginç yanı şu; bütün gece kitap okurken sürekli kitabı bir kenara bırakıp hasta olan ve geçmiş olsun demek için aramak zorunda kaldığım amcamı düşündüm.neden bilinmez.sonra bu gece boyunca beni bir korku kapladı.evet yaprak dökümü baba tarafında başladı dedim kendi kendime.ve sıra babama da gelecek.evet birden bununla yüzleştim.neden bilemiyorum.ve babamın ölmesinden ve onu kaybetmektense, annemin ve benim babam olmadan hayatlarımızı nasıl devam ettireceğimiz konusuna takıldı aklım?
ve daha da önemlisi dün gece bir karar almıştım.insanlar gidiyor.herkes farklı şekilde gitsede.ve ben biraz daha kalabilmek için,dün gece alkolü ve sigarayı bırakma kararı aldım.e n azından azaltmaya kesin kez karralıyım.zaten bügün içtiğim 2 sigara da sanırım bu konuda atılmış ufak ama başarılı bir adım.dedim ki sigara ve alkol bile kullanmayan amcam bile bu kadar riskliyse,benim daha dikkatli olmam lazım
VE işin ilğinç yanı.bu yüzden dedim insan hisseder diye.sabah 8 de annem sadece bir tek şey için arar.kötü haber vermek için.ve doğru çıktı.2 3 gün önce "amcanı bi ara, konuş biraz hastaymış" diyen annem bu sabah "amcanı kaybettik olum.atla uçağa gel cenazeye yetiş" dedi.ben tabii ki gitmedim.annem defalarca arayıp biletimi kendi almaya bile kalktı.ama babamdan hala ses yok.sanırım yarın gitcem.bu gün gitmeme sebebim tüm o hezeyanı yaşayıp,inanmadığım bir törenin bir parçası oluıp,insanlara olmadığım ama benden olmamı istedikleri bir kabuğa bürünmeyip,yapmacık davranmama isteğimdi.o yüzden tanımadığım,
tanısam da hatırlamadığım,sanırım beni bir kere bile aramayan amcama,burdan sadece bir kereye mahsus olarak,rahmetler olsun,huzur içinde yatsın demek,kan bağımın ve bu gece birden hissettiklerimin ve düşündüklerimin bana verdiği sorumluluk duygusu.
evet amcamı hissettim galiba,bir garip oldum ama asıl hissetmek istediklerimi hissedip ,kan bağım olmasa da onların yanında olabilcekmiyim.belki olamayacağım ama bu onları daha çok sevdiğim ve acı anlarında kesinlikle yanlarında olacağım gerçeğini değiştirmez.
umarım insan hisseder ama sizi de hisseder,kendinize iyi bakın.