22 Temmuz 2009 Çarşamba

öss ve şampiyonları

geçenlerde internette haberleri okurken rastladım bu senenin öss şampiyonlarına..her biri birbirinden zeki ve daha da önemlisi çalışkan valla ,belli maşallah çocuklara .nerden mi belli ? çünkü adamların öyle tipleri var ki,görseniz beyinleri burun deliklerinden akmış ve oracıkta dudaklarının üstünde kurumuş da bıyık olmuş dersiniz.hade erkeklerre bıyık yakışabilir ama o kızların hali ne öyle yahu?
ben yeni bir teori atıcağım ortaya ve iddia edeceğim ki ,ders çalışmak insanı çirkinleştiriyor.beyin çok aktif olduğu için dış görünüşü güzelleştirmeye vakit bulamıyor.o yüzden odtü'de ki zeki ama daha da önemlisi çalışkan bayan arkadaşlarımızın diğer okuldaki hemcinslerin göre sahip oldukları kötü istatistiksel veri de burdan kaynaklanıyor olsa gerek.

walla umarım kızım olmaz.çünkü eğer kızım olursa okutmayacağım.sırf çirkin olmasın diye.evet çok şekilciyim haklısınız ama çağımızda ambalaj herşey.içindekiler kısmını kim okuyor ki?

oopps! bloga bir haller olmuş değil mi?

afiyet olsun efendim.
her ne kadar açık renkler koyu renkli arka plana göre daha fazla enerji harcasa bile sanırım çevre duyarlılığı konusunda bu bilgiyi görmezden geleceğim.
ben çok beğendim umarım siz de beğenirsiniz.
bloguma yaz geldi..

Leonard Cohen


ilk defa dikkatimi yeni çıkan "live in london " dvdsi ile çekmişti cohen.sonra tabii ki dvdyi almadan önce internetten indirip deneme dinlemesini yaptım.ve bayağı beğendim.hatta neden bu kadar genç keşfettiğimi sorarak kızdım kendime.bence tam bir uzun yol şarkıcısı cohen.arabanla yolda giderken sessiz sakin dinleyip bir elinde de çayını yudumlayarak sakin sakin sürüceksin arabanı.ha tabii yanında bir de hayat arkadaşın olsa hiç fena olmaz.neden mi? neden bilemedim ama bu adamı her dinlediğimde hep bir kız arkadaş hayali beliriyor kafamda.sanırım o yüzden :) belki kendisini ve tarzını kafamda etiketlerken,tutup bob dylan ve joan baez'in yanı başına koyduğum içindir.zaten hepsi halk ozanı değil mi? ha burda şunu sormak da lazım.bizim halk ozanımız kim? aşık veysel,deli nezihi,şapşal şinasi falan..te allahım...neyse

daha önemlisi şu soruya gerçek bir cevap bulabilmek isterdim:acaba neden ben her cohen dinleyişimde ağlamak istiyorum.o kadar da hüzünlü değil şarkıları.anal sexten falan bahsediyor ama ben adama bakıp ağlamak istiyorum işteçsanırım o kadar yaşlı olmasına rağmen hala sahnede olması ve o hafif seken ve aksak çalışan bedeniyle enstrümanların hızına uymaya çalışmadan sakin sakin kendince dans etmesi yüzünden.bir de şarkı sırasında cohen susup,sırayı solo atacak ya da arayı dolduracak müzisyen arkadaşlarına bıraktığında onlara öyle bir bakış atıyor ki her seferinde...umarım konserine gittiğimde aynı bakışı bana da atar..

ha evet az önce konserine gitme kararı aldım..sanırım 1-2 ya 4-7 ağustos tarihleri arasında bi zaamanda.istanbul harbiye açık havada.ama kesinlikle 3 ağustosta değil..

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Hi ,Emre !

msn gün içinde en çok kullandığımız internet hedesi ya,ve de bizler cok mesgul insanlarız ya...
işte o yüzden gün içinde bilmem kaç kere msn e girip ,maillerimi kontrol etme gibi bi takıntım var.ama hotmail hesabıma her girdiğimde ,o ana sayfada çıkan Hi,Emre! mesajı beni benden alıyor.
tamam tanınmak ve kendi isminle hitap edilmek insanı özel hissettirabilir ama o her merhabadan sonra ben de bir merhaba demek istiyorum ama kime,neye.
kısacası uyuz oluyorum.ulan sen kimsinde bana sürekli hi ,emre diyorsun.bi de cumhurbaşkanı falan olduğunu düşünsene.herkes sana cumhurbaşkanım,reisim falan diyor ama bilmem nettimin interneti Hi,abdullah diyor sana.şaka gibi .hiç saygı,hürmet yok bu internet aleminde...
hi,Bill...

22 Haziran 2009 Pazartesi

cemcük zihniyetli okulum

türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinde okuyoruz.aman tanrım burdaki insanlar sadece beyin.kafalarının içindeki nöronlar sıradan insanlarınkine oranla %100 daha hızlı çalışıp,birbiriyle %150 daha fazla bağ kurup bir ağ oluşturmuşlar.owwwww.
ama bu okulu her nekadar diğer üniversitelerden daha üstün olsa bile gene de bok götürüyor.mesela bilkentte kullanılan ders seçme programı neden bizde kullanılmıyor? bir ders aldığın zaman haftalık plan üzerinde hangi derslerle çakıştığını görebiliyorsun.ama yok amcamlar bizim zihnimizi sürekli çalışır durumda bırakmak için, böyle günümüzün çağdaş fırsatlarının ve teknolojilerini kullanmak istemiyorlar.ya da okulda olan bir olayı ,okul içindeki herkesin mailllerine yollamaktansa kendi resmi sitelerine bile kkoymuyorlar.

ha peki not olaylarına gelince? bizden her otta bokta tahahhüt isteyen,mesela sınava girmediğin ya da uyuya kaldığın zaman senden rapor ibrazı bekleyen,üstelik bulduğun rapor -Güvenilir- değilse,bu sorğulamayı kendi kafalarında yapıp buna karar verip raporunu kabul etmeyen okulum,kendi sikik beyanlarına neden uymuyor.saygınlığını nedne böyle çöğe atıyor.çünkü saygınlığını çöpe falan atmyor.sizler bizler,ne değişecek abi boşver dedikçe bunlar işin bokunu çıkarıp bizim suratımıza sıvıyor.
konu ne mi ?
The Grades will be announced on 22.06.2009 at 12:00.
konu bu ?
peki şu an saat 12:24
ben noytumu öğrendim mi ?
hayır .peki ne dediler?
The Grades will be announced on 22.06.2009 at 12:00.
saat kaç 12.24!
sen üniversitesin be ayıp be..
madem yetiştiremiyorsun.o zaman deme bunu ?

17 Haziran 2009 Çarşamba

İnsan hissedermiş

çoğu zaman kan bağı yüzünden yürütülmek zorunda olan akrabalık ilişkilerinin gereksiz ve zorlama olduğunu söyleyip,kan bağım olmasa da, etrafımda bana akrabalarımdan çok daha yakın olan "gerçek akrabalarımın" varlığından bahsetmişimdir.
ama 16 haziran'ı 17sine bağlayan gece içtiğim biralara 3 tane de fondip eklenince, gecenin bir yarısında pat diye uyandım, bütün bir gece boyunca sanırım hayatımda ilk defa gece 2:30 dan sonra uyuyamadım ve uyumak adına kitap okusam bile ,okumalarım işe yaramadı ve ben yarım bıraktığım 2 kitabımı da bir gecede bitirdim.
Ama işin ilginç yanı şu; bütün gece kitap okurken sürekli kitabı bir kenara bırakıp hasta olan ve geçmiş olsun demek için aramak zorunda kaldığım amcamı düşündüm.neden bilinmez.sonra bu gece boyunca beni bir korku kapladı.evet yaprak dökümü baba tarafında başladı dedim kendi kendime.ve sıra babama da gelecek.evet birden bununla yüzleştim.neden bilemiyorum.ve babamın ölmesinden ve onu kaybetmektense, annemin ve benim babam olmadan hayatlarımızı nasıl devam ettireceğimiz konusuna takıldı aklım?
ve daha da önemlisi dün gece bir karar almıştım.insanlar gidiyor.herkes farklı şekilde gitsede.ve ben biraz daha kalabilmek için,dün gece alkolü ve sigarayı bırakma kararı aldım.e n azından azaltmaya kesin kez karralıyım.zaten bügün içtiğim 2 sigara da sanırım bu konuda atılmış ufak ama başarılı bir adım.dedim ki sigara ve alkol bile kullanmayan amcam bile bu kadar riskliyse,benim daha dikkatli olmam lazım
VE işin ilğinç yanı.bu yüzden dedim insan hisseder diye.sabah 8 de annem sadece bir tek şey için arar.kötü haber vermek için.ve doğru çıktı.2 3 gün önce "amcanı bi ara, konuş biraz hastaymış" diyen annem bu sabah "amcanı kaybettik olum.atla uçağa gel cenazeye yetiş" dedi.ben tabii ki gitmedim.annem defalarca arayıp biletimi kendi almaya bile kalktı.ama babamdan hala ses yok.sanırım yarın gitcem.bu gün gitmeme sebebim tüm o hezeyanı yaşayıp,inanmadığım bir törenin bir parçası oluıp,insanlara olmadığım ama benden olmamı istedikleri bir kabuğa bürünmeyip,yapmacık davranmama isteğimdi.o yüzden tanımadığım,
tanısam da hatırlamadığım,sanırım beni bir kere bile aramayan amcama,burdan sadece bir kereye mahsus olarak,rahmetler olsun,huzur içinde yatsın demek,kan bağımın ve bu gece birden hissettiklerimin ve düşündüklerimin bana verdiği sorumluluk duygusu.
evet amcamı hissettim galiba,bir garip oldum ama asıl hissetmek istediklerimi hissedip ,kan bağım olmasa da onların yanında olabilcekmiyim.belki olamayacağım ama bu onları daha çok sevdiğim ve acı anlarında kesinlikle yanlarında olacağım gerçeğini değiştirmez.
umarım insan hisseder ama sizi de hisseder,kendinize iyi bakın.

13 Haziran 2009 Cumartesi

dışarda şimşek çakıyor,gürültüsü ise şimşeği fark etmeyenlere yagmurun haberini getiriyor. Blki şu an bir yerlerde kimileri yagmur altında ıslanmaktan zevk alarak yumuşak ve yavaş adımlarla ilerliyor,yagmurun tek bir damlası saç köklerinden alınlarına inip gözleriyle buluşana ve göz yaşlarını oluşturana kadar. Kimileri de ne yağmuru ne de ıslanmayı seviyor..sanırım onlar ağlamaktan da korkanlar oluyorlar.bense oturmuş yağmuru bekliyorum.acaba yatağımda uzanmışken tepemden aşağıya yağsa.tam odamın içinde.Nasıl hissederdim ?

insanlar gitmeye başladılar fark ettiniz mi ? ve dahası da gelecek.ama gidenler değil gelenler.dahası gelecek olan, daha da fazla insanın gidcek olması.ben de gidiyorum.ama benim ki daha yakın.şimdilik.birkaç adım öteye gidiyorum.yapamadıklarımı yapabilmek yapmak istemediklerimi yapmamak için.en azından bir kez daha.yapmak istediklerim ise birer yığın olarak karşımda.umarım hepsini yapabilcek vaktim olur.

Vedalar acı ve keder yüklü olmak zorunda değiller.aslında onlar da birer mutlu hayatın başlangıçları.ama nedense insan o an mutlu olmasına rağmen,iş ayrılığa gelince biraz karamsar havayı katıyor yaptıklarına, istemeden de olsa.

benim veda şeklim ise bambaşka.oturup geçmişi düşünmek,en sevdiğim şarkıları dinlemek.geleceği düşünmek mutlu olmak.geçmişi düşünüp üzülmek. ve önemli parça hayatımdaki.sanırım müzik.sevdiğim müzikler.bana kalsa beni ben yapan,etrafımdakilerle onlar farkında olmasa bile kurduğum bağı sağlayan,onlarla konuşmamı şeklillendiren,kafamda ilk notlarını verdirten notalar bütünü.işte bu yüzden şimdi de gidip müzik dinleyeceğim.sadece müziği.yazdığım notlarda geçen dizeler,öptüğüm,kokladığım,sarıldığım,güldüğüm ve aynı zamanda üzüntülerimi paylaştığım müziği.bakalım bu sefer nerelere götürecek beni ?

4 Haziran 2009 Perşembe

minimini böcük

bugün allaha inanasım geldi.şaka gibi di mi.ama çatı da yemek yerken kolum bi gıdıklandı,kaşındı birşeyler oldu.baktım baktım göremedim ne olduğunu.sonra dikkatli bakınca kolumdaki hergün yağmur yağan, sonra güzel kokulu beyaz köpükten oluşan karın birikip yağmurun yerini aldığı ve ardından gelen daha şiddetli yağmurla yenden eriyen karın bulunduğu tropik ormanları birer kıl yumağı olarak üzerinde bulunduran kolumda yemyeşil ama minimini minancık bişi gördüm.sonra dedim ki,ulan bunun 1 gözü olsa ,yürümek için 4 ayağı olsa,e bide yemek yemeli,yediğini atmalı falan.dedim bunu bir insan yapamaz.doğada olsa nasıl olmuş bu? bizi kim yaratmış,bize bu beyni vermiş ama bu hayvana neden vermemiş.en sonunda beni taa yukarlara götürdü.ulan dedim.nasıl yapmış ya ,helal olsun tek tek uraşmış falan,nasıl kurmuş bu düzeni bla bla blaa...sonra dedim ki; ..yaaa bi git..

öneriler

öneri 1) ben evlenip çoluk çocuğa karışmayım ailedeki kuzenlerimi çocuklarım gibi severim,onlarda beni kardeşleri gibi benimser ,uzun süre berabercene yaşarız ,hep gelip kapımı çalarlar,yaşlanınca da bana bakarlar
cevap 1 ) nahhhhh..sana niye baksınlar.adamların kendi ana babaları var.ayrıca neden böyle birşeyi istiyorsun ki.sana bakmalarını falan
öneri 1.a ) yaşlılığın getirdği gerçekçi göt korkusu

öneri 2 ) ben beni çok seven birine bir kağıt imzalayayım,tüm haklarımdan vazgeçtiği için o beni ötenazsin ben yaşlanınca
cevap 2)la bi siktir.

öneri 3 ) ben bu anamların gözlük işini şirket boyutuna taşıyayım,nasıl olsa iş hayatına hakimimim,econ dersinin de aldım.her bi bokunu biliyorum.dostlarla beraber çalışır semeresini yeriz.econcu var ,mühendis var,insan kaynakları uzmanı var,insan ilişkileri uzmanı var,var allahım var,ben de çay servisi yaparım
cevap 3 ) hayat o kadar kolay olsaydı,sen şu an hermafrodit bir canlı bile olabilirdin.

öneri 4 ) bir dalış okulu açayıp demre de bodrum da falan.herkes gelsin.mutlu mesut yaşayalım.
cevap 4 ) kendini boka batırdığın yetmedi insanları da mı bok çukuruna sokuyosun

öneri 5 ) ben müzisyen olcam,rock star olcam bi sürü para kazancam
cevap 5 ) çocuk sen hala akıllanmadın de mi

öneri 6 ) o zaman ben ispanyaya gidip esmer ama latin kadar esmer olmayan hatta beyaz tenli bir yahudiyle evleneyip,çocuğum istediği semavi dini seçsin.
cevap 6 ) o zaman yatağına şeytanı da çağar,belki ateist olcak çoçuk!

öneri 7 ) yakında.....